Ağız kokusu ile vedalaşın
5/3/2009 · Kategori: Saglik
Sosyal hayatı ve ilişkileri olumsuz etkileyen ağız kokusundan bazı önlemler ile 
kurtulmanız mümkün. İşte etkili 10 adım...
Dişlerinizi ve diş etlerinizi koruyun
Diş çürükleri, diş eti iltihapları ağız kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içi herhangi bir enfeksiyon bakteri üremesini artıracağı için daima ağız kokusuna neden olur. Bu yüzden diş hekimlerinin önerilerine kulak asmalısınız.
Ağzınızda var olan protez ve köprüleri kontrol ettirin
Ağız içinde var olan eskimiş köprü ve protezler zamanla gıda birikmesine yol açacağından kötü kokulara yol açabilir. Bu durumda yenilenmesi gerekenleri değiştirmeli, eksik olan dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yaptırmalısınız.
Sakız çiğneyin
Tükürük, ağız kokusu ile savaşın en güçlü yoludur. İçinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antibiyotikler vardır. Bu nedenle şeker gibi bazı hastalıklarda, pek çok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkan kuru ağızlar daima kötü kokuludur. Gece boyunca tükürük salgısının azalması ve yemek parçacıklarının diş aralarında kalması sabahları ağız kokusunun oluşmasına neden olur. Şekersiz sakızlar tükürük salgısını arttırarak, ağız temizliğine yardımcı olur. Nane şekerleri ve şekerli sakızlar ise çoğu zaman sanılanın aksine durumu kurtarmak yerine kötüleştirmeyi başarırlar. Ancak içinde xylitol içeren sakızlar ağız kokusunu önleyebilir.
Tarçın kullanın
İçeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanabilirsiniz. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silahtır. Tarçınlı şekersiz sakızlar durum için kurtarıcı bir öneri olabilir.
Daha fazla su için
Özellikle yaşla artan vücut kuruması pek çok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek bir çok yararının yanı sıra dilin kurumasını da önler ve ağız kokusu ile mücadelede önemli bir silah haline gelir. Su ağız içindeki bakterinin minimumda tutulması için direkt yardımcıdır.
Asla burnunuz tıkalı uyumayın
Sinizüt gibi havayolu rahatsızlıkları ve burun tıkanmasına neden olan diğer durumlar, geceleri ağız yolu ile nefes alınmasına neden olur. Bu durum ağız ve boğazı kurutarak bakteri oluşumu için uygun bir ortam sağlar. Azalan tükürük salgısı durumu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirir. Bu nedenle kesinlikle burnunuz tıkalı uyumamalısınız.
Basit şeker tüketimini azaltın
Beyaz un, beyaz şeker, glikoz, fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır gıdalar, ağız içi bakterileri için inanılmaz bir hazinedir. Bu tür şekerleri çok kolay kullanarak hızla çoğalırlar. Basit şekerler diş çürümelerine neden olur ve ağız sağlığını hızla bozarlar.
Lokmaları iyice çiğneyin
Bu sayede yiyeceklerle tükürük salgısı iyice karışır ve ağızda yemek parçası kalma olasılığı düşer. Daha çok çiğneme hareketi bakterilerin bulundukları yerlerden koparak mideye gitmelerini sağlar.
Diş ipi kullanın
Diş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerlerdeki bakteri ve yemek artıklarını sökebilirsiniz. Özellikle diş gövdeleri arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları hızlı bir bakteri çoğalmasına neden olur.
Sigara içmeyin
Sigarara içmek ağız kuruluğuna neden olduğundan kötü kokulara yol açar. Ayrıca bir diğer ağız kokusu nedeni olan diş eti hastalıklarına da zemin hazırlar.
Alıntı: hurriyet.com.tr
Ter kokmayın!
4/3/2009 · Kategori: Saglik
Doğal bitkilerle istenmeyen vücut kokusunu önleyebilirsiniz. Çoğu vücut kokusunu gidericiler kokuyu gizlemeye, terlemeyi azaltmaya ve nemle dost olan bakterilerden cildi korumaya çalışır. Bununla beraber ter kokmaz, koltuk altlarında ve genital bölgelerde bulunan ter bezleri tarafından üretilen ter, protein ve yağlı mineraller yayar, kokuya neden olan bakterilerin gelişmesine yardımcı olur. Deodorantlı sabunlarla yıkanmak ciltteki hemen hemen tüm bakterileri uzaklaştırır. Koku önleyiciler (antiperspirantlar) ve deodorantlar da etkilidir ancak koltuk altını tahriş edebilir.. Karbonhidrat ya da mısır ununu terleyen bölgeleriniz için deneyebilirsiniz. Her iki toz da nemi emer ana antiperspirant değildir. Karbonat ortalama bir antiseptik ve koku gidericidir.
Bakteri gibi, yiyeceklerde koku yapabilir; Soğan, sarımsak, balık, lifli yeşil yiyecekler gibi çinko içeren gıdalar koku yapabilir. Aşırı terleme, kimyasal dengesizlik gibi ciddil hastalıklar vücut kokusu yapabilir. Koku yapan hastalıklardan şüpheleniyorsanız doktora görünün.
Adaçayı: Bu bitki oldukça popüler bir ter önleyicidir. (antiperspirant). Adaçayı yağı, tentür ve çay poşetleri kolay bulunur. Tentür ile sulandırılmış yağı, yüz ve genital bölgeleriniz hariç terleyen bölgelerinize doğrudan sürün. Çay olarak da içebilir ya da terleyen bölgelerinizi bununla yıkayabilirsiniz. Hamile kadınlar çayını içmemeli ya da tentür kullanmamalı.
Alıntı: posta-gazetesi.net
Çay ağacı yağı: Bu tarçın kokulu yağ, Avustralya'daki bir 'Melaleuca alternifolia' ağacından elde edilir. Terleyen bölgelerinize uygulayın. Yağ, ortalama bir antiseptik ve deodorant dermatit (deri yanığına) neden olabilir
Aspirin deyip geçmeyin
29/1/2009 · Kategori: Saglik
Aspirin'in, karaciğeri alkol ve bazı ilaçların zararlı etkilerinden koruduğu ortaya çıktı.
ABD'de "Clinical Investigation" adlı derginin son sayısında yayınlanan araştırmaya göre, Yale üniversitesinden uzmanlar, düzenli şekilde kullanılan aspirinin, alkol ve bazı ilaçların karaciğere ciddi zarar vermesini önleyebildiğini tespit etti. Araştırmaya göre, karaciğerde tahribata yol açabilen mekanizma, aspirin tarafından engelleniyor.
A.A
Bitki yağları sağlık kaynağı
23/1/2009 · Kategori: Saglik
A.A
Çörek otu, üzüm çekirdeği, ceviz ve keten tohumu ile nar çekirdeği gibi ürünlerden elde edilen yağların insan sağlığına çok yönlü katkıları nedeniyle fonksiyonel yağ özelliklerine sahip olduğu belirtildi.
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yüksel Kan, tıbbi ve aromatik bitkilerden doğal yöntemlerle elde edilen fonksiyonel yağların insan sağlığı açısından öneminin Türkiye'de de kabul edilmeye başlandığını söyledi.
Fonksiyonel yağlarla yapılan çalışmalar çok yeni olmasına rağmen tıbbi ve aromatik özellikleri olan yağlara ilgiyi artırdığını ifade eden Doç. Dr. Kan, “Dünyada ve ülkemizde sağlıklı yaşamın temel yapısını oluşturan ve sağlıklı kalmak için tüketilmeye başlayan bu fonksiyonel yağların beslenmemizde yerini alması gerekir” dedi.
Çevre, yanlış beslenme ve stres gibi yaşam kalitesini etkileyen olumsuz faktörlerin de etkisini azaltmak için fonksiyonel yağların kullanımının her geçen gün arttığını belirten Kan, şunları kaydetti:
“Özellikle gelişme çağındaki çocukların zihin fonksiyonları ve kemik gelişiminde, yaşlıların beslenmesinde fonksiyonel yağların ayrı bir önemi var. Doğal tıbbi ve aromatik katkısı olan bitki yağlarının endüstriyel olarak üretiminde araştırma ve geliştirme çalışmaları da hız kazanmıştır. Türkiye'de üretilip tüketiciye sunulma aşamasına gelinen bu yağların üretim süreçleri ve yağlarda yapılacak kalite kontrolleri önemlidir. Tüketici tercihini yaparken kullanacağı fonksiyonel yağın üretim ve kullanım özellikleri hakkında ürün üzerindeki bilgilere dikkat etmelidir. Özellikle tıbbi ve aromatik özellikli fonksiyonel yağların ham maddeden mamul ürün oluncaya kadar geçirdiği işlemler yağın faydalılığını belirleyen önemli faktörlerdir.”
Kan, fonksiyonel yağların elde edilmesi sürecinde yapılan ısıl işlemler, soğuk pres işlemleri ve ambalajına varıncaya kadar tüm işlemlerin yağın doğal özelliğiyle uyumlu olması, hangi şartlarda üretildiği bilinmeyen merdiven altı yağların kullanımından kaçınılması gerektiğini söyledi.
Tıbbi özelliği olan yağların üretim aşamalarında gerekli analiz ve kontrol yapılmadığı takdirde fayda yerine zarar getirebileceğini belirten Kan, “Ülkedeki bitkisel yağların üretiminde, besin kaybı en aza indirilerek sağlık ve kalitenin amaçlandığı günümüzde yüksek niteliklere sahip fonksiyonel yağların üretimi endüstriyel olarak da artırılmalıdır” dedi.
BAZI BİTKİ YAĞLARININ FAYDALARI
Çörek otu, üzüm çekirdeği, ceviz tohumu, keten tohumu, nar çekirdeği, aspir tohumu, ısırgan tohumu, susam tohumu ve kabak çekirdeği gibi ürünlerden elde edilen yağların insan sağlığına çok yönlü katkıları dolayısıyla fonksiyonel yağ özelliklerine sahip olduğunu kaydeden Kan, bazı tıbbi bitki yağlarının faydalarını şöyle sıraladı:
“Çörek otu tohumu yağının antioksidan ve iltihabı önleyici özellik gösterdiği kanıtlanmıştır.
Üzüm çekirdek yağı Omega 6 yağ asidi olan linoleik asit bakımından zengindir. Yağ en az yüzde 69 oranında vücuda yararlı linoleik asit taşımaktadır.
Ceviz yağı tüketen 793 kişi üzerinde Fransa'da yapılan bir çalışmada bu kişilerde kalp sağlığını koruyan HDL kolesterol düzeylerinin yüksek olduğu saptanmıştır. Omega 3 yağ asitlerinin kalp ve damar sağlığının korunmasında ve iltihaplarda pozitif etkiler oluşturduğu görülmüştür.
Aspir tohumu yağının yağ dokularını azaltıcı etkisi, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerle de gözlenmiştir. Vücuttaki yağ oranını azaltarak, daha küçük yağ moleküllerine dönüştürmektedir. Metabolizmayı hızlandırarak, yağ ve kas dengesini düzenleyip zayıflamaya yardımcı olur.
KETEN TOHUMU YAĞI KALP HASTALIKLARINI ÖNLÜYOR
Keten tohum yağı, içerdiği omega 3 yağ asidi olan alfa linolenik aside bağlı olarak kalp sağlığını koruyucu, koroner kalp hastalıklarını önleyici etki gösterir. Ülseratif kolit gibi iltihaplı hastalıkları önlemede de yardımcıdır.
Keten tohumunun vücutta kolesterolün oluşmasını engellediği, kolesterolü düşürdüğü ve yüksek tansiyonu düşürmede yardımcı olduğu belirlenmiştir. Yorgunluğa, halsizliğe karşı enerji ve güç verir. Taşıdığı antioksidan bileşiklerden dolayı bağışıklık sistemini güçlendirir.
Güçlü antioksidan etkiye sahip olan nar çekirdeği yağı kalp sağlığını korumada yardımcıdır. İçeriğindeki asitler bağışıklık sistemini harekete geçirerek vücut direncini artırır. Sindirim sistemini koruyucu etkileri ortaya konulmuştur.
Kabak çekirdeği yağının taşıdığı özel bileşenlerden dolayı prostat ve idrar kesesi şikayetlerinin azaltılmasında yardımcı olduğu pek çok araştırmayla gösterilmiştir. Ayrıca kolesterolü düşürür ve kalp sağlığının korunmasında olumlu etkileri bulunur.”
Sağlıklı uyanmanın yolları
6/1/2009 · Kategori: Saglik
Sabah güneşi odanıza dolsun Çok basit önlemlerle aşabilirsiniz... • Yatmadan önce perdeleri veya panjurları yarım açık duruma getirin. Böylece sabahın erken saatlerinden itibaren güneş ışınları odanızı dolduracak ve bu doğal ışınlar beyninize sinyal göndererek melatonin ve adrenalin hormonlarının salgısını tetikleyecek. • Bu sayede alarmınız çalmaya başladığında, fiziksel olarak zaten kalkmaya hazır ve yarı dinç bir halde olacaksınız. Tabii ki erken yatarsanız bu süreci çok daha sağlıklı bir hale sokabilirsiniz. Alarmı 15 dakika erkene kurun • Saatinizin alarmını, kalkmanız gereken süreden 15 dakika daha erkene kurmanın yararları gerçekten büyük. Bu sayede hızla yataktan kalkıp, evden çıkmanız için ayırmış olduğunuz minimum süreyi bir telaş içerisinde geçirmek zorunda kalmazsınız. • Yataktan daha rahat ve sakin hareketlerle kalkar, güne daha huzurlu bir başlangıç yapabilirsiniz. Yatakta uyanık halde geçireceğiniz birkaç fazladan dakika sayesinde, hem fiziksel hem de ruhsal olarak kendinizi yeni başlayan güne daha iyi adapte edeceksiniz. Günlük vitamin alın • Günlük olarak alacağınız vitaminler gerçekten işe yarar. Vitamin tabletlerinizi, uyanınca görebileceğiniz bir yere, mesela komidinin üstüne koyarsanız, unutma şansınızı çok daha aza indirmiş olur. Kararları sabaha bırakmayın • Gerçekten rahat bir sabah geçirmek istiyorsanız, çok basit kararları bile geceden almalısınız. Ne giyeceğiniz, kahvaltıda ne yiyeceğiniz, işe hangi araçla ve hangi yoldan gideceğiniz gibi kararları akşamdan almak, sabah sizi stresten daha uzak yapacaktır. • Buna ilave olarak, sabah ritüeli takıntınızdan vazgeçin. Her sabah kahvaltınızı evde yapmak zorunda değilsiniz, nadiren de olsa yapacağınız ufak değişiklikler, sıkıcı sabah ritüellerine renk katabilir. Kahve kokusunun cazibesi • Gerçekten alabileceğiniz en iyi kahveyi satın alın. Taze çekirdekli olanlar listenin başında olabilir. Zaman ayarlı kahve makinelerinden kullanırsanız, sabah ayarlayacağınız saatte nefis bir taze kahve kokusu ile uyanabilirsiniz. • Kulağa hoş geliyor değil mi? Güçlü kahve kokusu sizi yataktan bir an önce kalkmaya zorlayacak ve kendinize getirecektir. Eğer ki gün içerisinde kesinlikle kahve içeceksiniz, bunu yapmanın en iyi zamanı sabah saatleridir.
Çok pratik önlemlerle yataktan kalkamama sorununu çözebilir, sabahları daha 
zinde uyanabilirsiniz.
Yatmadan önce perdeleri/ panjurları yarım açık duruma getirin ki sabah güneşi odanızı dolsun ve ışınlar beyninize sinyal göndererek melatonin ve adrenalin hormonlarının salgısını tetiklesin. Siz de böylece alarmınız çalmadan dinç bir şekilde uyanabilin...
Özellikle işe ve okula erken saatte gidenler, yataklarından daha zor kalkıyorlar. Çok basit önlemlerle bu sorunun önüne geçebilir, sabahları daha zinde ve sağlıklı uyanmaya başlayabilirsiniz.
Güneş içeriye girsin
Alıntı: e-kolay.net
5 dakikada sağlığınızı zirveye taşıyın
5/1/2009 · Kategori: Saglik
Sağlıklı kalabilmek için öyle çok fazla emek harcamanıza gerek yok. Yalnızca bazı kurallara uymanız yeterli. Diş ipi kullanmak, banyodan sonra ayak parmak aralarını iyice temizlemek bile sizi birçok hastalıktan koruyor HER ÖPÜCÜK MİNİ BİR AŞI AYAK PARMAKLARINIZI KURULAYIN (10 saniye) GÖZLERİNİZİ KAPATIN (1 dakika) DİŞ İPİ KULLANIN (30 saniye) ELLERİNİZİ DEĞİŞTİRİN (1 dakika) ELLERİNİZİ YIKAYIN (1 dakika) MEYVE STANDINDA DURUN (1 dakika) SICAK SOĞUK DUŞ ALIN SICAK ŞEYLER İÇİN
Öpüşün! (Hem de istediğiniz kadar.) Yapılan bilimsel çalışmalar, insanların öpüşmesi sırasında birbirlerine geçirdikleri bakteri ve virüslerin vücutta aşı etkisi yaptığını ve sağlığı zirveye taşıdığını gösteriyor. Bu nedenle uzmanlar 'sevgilinizle bol bol öpüşün' önerisinde bulunuyor. Öpüşerek hem kendinizi hem de sevgilinizi mutlu etmek de bu eylemin artısı.
Az emek büyük etki. Eğer ayak parmaklarınız soğuk mevsimlerde az hava alıp zarar görüyorsa, parmak aralarını duştan sonra titiz bir şekilde kurulayınız. Ayaklar nemli kalırsa, mantar tehdidiyle karşı karşıya kalırlar.
Stres, sağlığın en büyük düşmanı sayılıyor. Stresle baş etmek için gün içinde yavaş yavaş her şeyden kopup gözünüzü kapayın. Öyle ki, küçük bir gevşeme, stres hormonlarının kaybolmasını, kan basıncının düşmesini ve savunmanın gelişmesini sağlar.
Diş ipi kullanarak insan yalnız kendi dişlerini değil, aynı zamanda bütün vücudunu korur. Çünkü dişeti iltihabına neden olan mikroplar, kalp dolaşımı, solunum yolu hastalıkları ve diyabet riskini arttıryor. New York Üniversitesi'nin bir araştırması, günlük diş ipi kullanımının bu bakterilerin çoğalmasını engellediğini gösteriyor.
Yemek karıştırmak, telefon tuşlarına basmak veya saç taramak… Gün boyunca sağ elinizi kullanıyorsanız arada sol elinizi, ya da sol elinizi kullanıyorsanız günde bir dakikalığına da olsa sağ elinizi kullanmanızı öneriyor uzmanlar. Bu şekilde iki eli de kullanmak, beyin yarı küreleri arasındaki iletişimi sağlıyor ve beyni zinde tutuyor.
Hiçbir şey sağlığınızı bu kadar etkili koruyamaz. Atlanta Üniversitesi'nin yaptığı bir araştırmaya göre, ellerin sabunla yıkanması bağırsak enfeksiyonlarını yarıya düşürüyor. 60 saniye sabunla temizlenen elde pek çok mikrobun yaşama şansı kalmıyor.
Her gün manavın önünden geçersiniz. Şimdiden sonra orada hemen durmalısınız. Günlük stoğunuzu satın alın. O zaman ürünler vitamin açısından zengin ve taze kalırlar. Aldıklarınızı yazı ya da mutfak masanızın üzerinde bulundurup düzenli tüketin. Araştırmaların gösterdiğine göre, günde 5 porsiyon meyve ve sebze kalp ve dolaşım bozuklukları riskini yüzde 30 düşürüyor.
(2 dakika)
Araştırmalar, ısıda değişiklik yaparak duş almanın dolaşım sistemini hareketlendirmekle kalmadığını, bağışıklık sistemini de aktif hale getirdiğni gösteriyor. Uzmanlar, önce sıcak duş alıp daha sonra vücudun altından başlayarak yukarı doğru soğuk suyla yıkanmayı öneriyor. (Sıcak ve soğuk duşu üç kez art arda tekrarlamak gerekiyor.)
(2 dakika)
Sıcak içeceklere sabah saatlerinde başlamak en doğru zaman. İster siyah çay, ister yeşil çay veya kahve tüketin, fark etmez. Sayısız araştırma, sabahları içilen çay ve kahvenin sağlığı olumlu yönde etkilediğini gösteriyor. Öyle ki sabah saatlerinde tükettiğiniz sıcak içecekler sizi kalp ve dolaşım hastalıklarından ve kanserden koruyor.
Alıntı: hurriyet.com.tr
Diyet yapmadan zayıflamanın yolları
28/12/2008 · Kategori: Saglik
Her gün kahvaltı yapın
Sabah kahvaltı etmeyerek zayıflamak birçok insanın başvurduğu ortak yoldur. Çoğu insan kaloriyi azaltmak için kahvaltı yapmamanın en iyi yol olduğunu düşünür ancak günün sonunda daha çok yerler. Bun un yerine sağlıklı ve kilo aldırmayan yiyeceklerle kahvaltı etmeyi tercih edebilirsiniz.
Geceleri mutfağınızı kapatın
Acıkmadığınız halde sadece sıkıldığınız için gece yarısı atıştırmalarını ya da TV karşısında gece geç saatlere kadar birşeyler yiyerek oturmayı bırakın. Bir fincan çay alın, canınız şekerli birşeyler istediğinde zor
eriyen sert şekerlerden bir tane, ufak bir kaze veya külah light dondurma ya da dondurulmuş yoğurt yiyin. Şekerli gıdalar tükettikten sonra dişlerinizi fırçalamayı ihmal etmeyin.
Tatlandırılmış içeceklerden uzak durun
Tatlandırılmış içecekler kalori doludur. Susadığınızda, serinlemek istediğinizde sadece su, limonata, düşük yağlı veya yağsız süt, ufak porsiyonlarda % 100 meyve suyu için..
Doğal besinleri tüketin
Yemek sırasında açık büfeden uzak durun. Yiyecekleri istediğiniz kadar tabağınıza koyun. Yemeklerden önce salata yiyin ve bir kase çorba için. Bu sizin iştahınızı azaltır. Mutfağınızda atıştırmak istediğinizde yiyebileceğiniz meyve ve sebzeler
bulundurun.
Tahıl tüketin
Kek, beyaz ekmek, bisküvilerde kullanılan tahıllardan elde edilen un işlenmiş, kepekleri alınmıştır. Tüketeceğiniz tahıllar ya
da kepekli yiyecekler sizin daha tok hissetmenizi sağlar. Bu nedenle kepekli ürünleri, yiyecekleri seçin.
Evinizde kalorili yiyecekleri bulundurmayın
Mideniz kazındığında şekerli ve yüksek kalorili yiyeceklere saldırırsınız. Bu nedenle yüksek kalorili yiyecekleri mutfakta bulundurmayı, almayın. Bu tür restoranlardan uzak durun. Canınız birşeyler yemnek istediğinde sağlıklı atıştırmalıkları tercih edin. Çok yemek yememek için büyük bir bardak su içtikten sonra en az 15 dakika bekleyin.
Porsiyonlarınızı küçültün
Eğer yemek tabaklarınızı küçültürseniz zayıflarsınız. Çoğu restoranda ihtiyacınızdan daha fazla yemek servis edilir. Fazla yemeyi tabaklarınızı, bardaklarınızı ve kaselerinizi küçülterek önleyebilirsiniz.
Her yemek ve ara öğün de protein içeren besinler yiyin
Protein içeren yiyecekler daha uzun süre tok hissetmenizi sağlar. Düşük yağlı yoğurt, ufak kase fındık, yumurtalar, kuru bakliyat ve yağsız et yiyin. Uzmanlar her 3-4 saatte bir ufak miktarda ara öğün oluşturarak kan şekerinizi yükseltmenizi öneriyor.
Diğer hafif alternatifleri değerlendir
Düşük yağlı salata soslarını, mayonez, süt ürünleri gibi yiyecek alternatiflerini tüketmeyi azaltın. Kayvenizde krema yerine yağsız süt, tatlı patates yerine beyaz patates, salatalı sandvici tercih edin.
Dişetlerine manikür
25/12/2008 · Kategori: Saglik
Dişleriniz kadar dişetlerinizin de nasıl göründüğü önemlidir. Ne kadar güzel dişleriniz olsa da dişetleriniz dişlerinize gölge düşürebilir.
Güzel bir gülüşün gerek sosyal hayatımız gerekse iş hayatımız için önemi azımsanamaz. Gülüşlerinden memnun olmayan kişiler gülerken hatta konuşurken bile problemler yaşayabilirler. Oysa doğal görünüme sahip pırıl pırıl, güzel dişlere sahip olmanın estetik diş hekimliğindeki son teknolojilerle son derece kolay olduğunu belirten Plusdent Diş Kliniği’nden Mehmet Zahid Kazandı bunun için “gülüş tasarımı” olarak adlandırılan yöntemin kullanıldığını ve herkes için özel bir gülüş tasarlandığını belirtti. Gülüş tasarımında beyaz ve pembe estetiğin bir uyum içerisinde olması gerektiği belirten Diş Hekimi Mehmet Zahid Kazandı sadece beyaz estetikle inci gibi dişleriniz olsa bile pembe estetik olmadan estetik açıdan çok güzel bir görüntüye sahip olamayacağınızı belirtiyor.
Diş beyazlatma, laminate vener, metal desteksiz kuron, inley ve onleylerin beyaz estetikte kullanılan dişlere uygulanan yöntemler olduğunu belirten diş hekimi Kazandı bu yöntemler sayesinde hastaların çok kısa sürelerde hayalini kurdukları dişlere, pembe estetik uygulamasıyla beraber ise, mükemmel bir gülüşe sahip olabildiklerini ekliyor.
Peki nedir bu pembe estetik?
Sadece dişlerinizin değil, dişetleriniz de nasıl göründüğü oldukça önemlidir. Düşününki inci gibi sıralı dişleriniz var ancak dişetleriniz güldüğünüzde fazlaca görünüyor ya da yer yer dişetlerinizin çekilmesinden ya da düzensizliğinden dolayı gülüş hattımız da eğri olduğu bir izlenim veriyor. Beyaz estetikteki önemli gelişmelerle birlikte çevre yumuşak dokuların pembe estetiğin konusundaki beklentilerini de değiştiğini belirten Kazandı yumuşak dokuların restorasyonu sırasında kullanılan belirli yöntemler olduğunu ve bunlarına artk çok kolay bir şekilde uygulandığını belirtti.
Çözüm Pembe Estetikte
GİNGİVOPLASTİ
Diş hekimlerinin Gummy smile olarak adlandırdığı, gülüş estetiğini bozan diş etindeki fazlalığın küçük bir operasyon ile düzeltilmesi işlemidir. Bu tedavi estetik diş hekimi ile periodontolog tarafından uygulanır. Estetik diş hekimi dişeti seviyesi ile biçiminin nasıl olması gerektiği belirler. Periodontolog da bu seviyeye kadar dişetlerini düzelterek güzel bir uyum sağlar.
Operasyon sırasında yapılan lokal bir anestezi sayesinde hasta dolgu yapılırken hissettiğinden farklı bir şey hissetmeyecektir. Küçük bir cerrahi işlem olan gingivoplasti, kısa zamanda gülümsemeyi tamamen değiştirecektir.
Alıntı : saglikbilgisi.gen.tr
« Önceki ::